Yetişkinlerle İlgili Sıkça Sorulan Sorular
- Benden başka böyle sorunları olanlar var mı? Yoksa ben tekmiyim?
Cevap: Yaşanılan sorun ne ise, sorunu yaşayan için bu durum büyük çıkmazdır. Ve kendini yalnız hissettiren bir süreçtir. Sorun paylaşıldığında, benzer örnekler duymak, yada kendi yaşantısında benzer durumlara verdiği etkili tepkileri hatırlamak, kişiyi rahatlatır.
- Anlattıklarım burada kalır mı?
Cevap: Terapi sürecinde gizlilik esastır. Danışan kendini özel ve güvende hissetmek ister. Danışan istemediği sürece, anlatılanlar kimseyle (kendi aile bireyleri ile bile) paylaşılmayacaktır.
- Psikoterapide kişilik değişir mi?
Cevap: Sıkça sorulan bu sorunun cevabı HAYIR'dır.
Kökten bir kişilik değişimi gerçekçi bir beklenti değildir. Psikoterapide amaç kişilikteki olumlu ve olumsuz yanları belirlemek, olumluları koruyup, kuvvetlendirirken, kişiye ve kişinin çevresiyle olan ilişkilerine zarar veren olumsuz yanları kontrol altına alabilmek ve yerine daha yapıcı çözümler oluşturabilmektir. Tabiki, kişinin arzuladığı ölçü de...
Kısaca; hedef tabloyu en baştan çizmek değil, tabloda rötuşlar yapmaktır.
- Psikoterapi ne kadar sürer?
Cevap: Bu sorunun standart veya önceden vaat edilebilecek bir cevabı yoktur.
Herbiri 50 dakika olan seanslar psikoterapinin ilk döneminde şikayetlerin ağırlığına göre haftada 1 veya 2 olarak düzenlenir ve kişi arzuladığı hedefe yaklaştıkça 2 haftada bire inilir. Psikoterapinin sonlandırılmasına uzman ve danışan karşılıklı konuşarak karar verir ve seanslar daha da seyrekleştirerek sonlandırılır. Bireysel psikoterapinin kaç seans süreceği kişinin katılımcılığına, sorununun yoğunluğuna, süreç içerisinde doğabilecek yeni stres faktörlerine göre değişkenlik gösterir.
Soruna, hedefe ve sürece bağlı olarak; kısa süreli psikoterapiler ortalama 15-20 seans sürebileceği gibi, uzun süreli psikoterapiler yıllara yayılabilmektedir.
- İlaç tedavisi her zaman gerekir mi?
Cevap: Her zaman gerekmeyebilir.
Kişinin şikayetlerinin içeriğine ve yoğunluğuna göre danışanın psikoterapiye ek olarak veya psikoterapiye başlamadan önce ilaç tedavisi alması gerekebilir.
Psikoterapist psikoterapinin herhangi bir sürecinde, kişinin ilaç kullanmasını gerektirecek psikolojik belirtileri tespit ettiğinde danışanı bir psikiyatri uzmanına yönlendirmekle sorumludur. Psikoterapi devam ederken, ilaç tedavisi de bu psikiyatri uzmanı tarafından sürdürülür ve kontrol edilir.
- Konuşarak ben nasıl iyileşirim?
Cevap: Psikoterapi sözlü ve sözsüz iletişimi içeren bir süreçtir. Yapılan araştırmalar ilk yaşlarda anne-bebek arasındaki sözlü ve sözsüz iletişimin bebeğin beyninin belli bölgelerinin gelişmesinde veya gelişmesinin engellenmesinde etkili olduğunu göstermektedir. Dolayısıyla çevreyle kurulan iletişim beynimizdeki sinir ağlarını şekillendirir veya değiştirir. Psikoterapi sürecinde kurulan psikoterapist-danışan iletişimi de danışanın sinir ağlarını etkiler. Psikoterapi yöntemlerinin sağladığı zihinsel değişim nörolojik aktivitelerde de değişime ve iyileşmeye yol açar. Konuşmak sadece laftan ibaret değildir, psikolojik ve biyolojik etkileşimi de beraberinde getirir.
- Eşimle sorunlarım var, ilk önce bireysel terapiye gelip anlatsam ve sonra eşimi de getirsem olur mu?
Cevap: Hayır, bireysel psikoterapi görüşmelerine başladığınız uzmanla sonradan çift terapisine geçemezsiniz. Bu psikoterapi odasındaki eşitlik zeminini zedeler. Çift psikoterapisine çiftin beraber başlaması ve beraber devam etmesi gerekir. Bu tarafsızlık ve eşitlik prensibi açısından gereklidir.
- Eşim çift terapisine gelmeyi reddediyor, ne yapabilirim?
Cevap: Eşiniz ilişki sorununuzla ilgili beraber yardım almayı reddediyor ya da kendinde sorun olmadığını savunuyor olabilir. Eşinizin terapiye katılmayı reddettiği durumlarda, siz bireysel psikoterapiye başvurabilir, evliliğinizle ilgili sorunları irdeleyip, her iki tarafın da sorunlara katkısının farkına varıp, kendi açınızdan sorunla sağlıklı başa çıkma yöntemleri geliştirebilirsiniz.
Çiftlerden birinin dahi değişim göstermesi ikili iletişimin değişmesine ve kısır döngülerin azalmasına yol açacaktır.
ˆ Sayfa Başına Git |