Gelişim ve Öğrenme
Çocuk dünyaya geldiği andan itibaren öğrenmeye başlar. Büyümeyle birlikte yaşadıkları doğrultusunda çevreye uyum sağlayabilmek, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için davranışlarını değiştirmeye başlar. Yaşantı ve deneyimler sonucu oluşan davranışlardaki kalıcı değişiklik öğrenmedir. Henüz birkaç aylık bebekler bile ağlamanın ilgi çektiğini, ağladıklarında annelerinin onların karnını doyurduğunu öğrenirler. Bunun sonucunda isteklerini elde etmek için ağlamayı öğrenirler. Yaşamın ilk yılları beynin en hızlı geliştiği, gelişimin ve öğrenmenin hızlı olduğu zamandır. Son yapılan araştırmalar beyin gelişiminin en hızlı 0-3 yaş arası gerçekleştiğini göstermektedir. Özellikle yaşamın ilk yıllarında yeterli beslenme, ilgi, etkileşim ve uyaranların olması çocuğun gelişimi ve öğrenmesi için son derecede önemlidir. Bu yıllarda çocukla oyun oynamak, onunla bol bol konuşmak, ona yeterli ilgi ve sevgi göstermek gelişimi açısından gereklidir. Öğrenme gelişim ve olgunlaşmadan bağımsız düşünülemez. Çocuk gelişim ve olgunlaşmasına bağlı olarak öncesinde yapamadığı şeyleri yapabilmeye başlar. Çocuğun becerileri basitten karmaşığa doğru ilerler. Önce basit olanı yapar, büyüdükçe ve geliştikçe daha zor ve karmaşık becerileri öğrenir. Çocuk başını tutar, sonra oturur, emekler ve yürür. Oturamayan bir çocuğu yürümeye zorlamak doğru değildir. Henüz kalemi tutup karalama yapamayan bir çocuğa harfleri yazmayı öğretmeye çalışmak da anlamsızdır. Kalem tutmayı öğrenip; karalama, boyama yapmayı öğrenen, yeterli olgunluğa gelen çocuk harfleri yazmayı öğrenebilir. Çocuk bir çok açıdan gelişir. Gelişimi fiziksel, bilişsel, duygusal, sosyal ve dil gelişimi şeklinde değerlendirebiliriz. Çocuk bedensel olarak büyür; kilosu artar, boyu uzar. Çevresinde gördükleri, duydukları sonucu konuşma, duygu ve düşünceleri anlama ve ifade edilebilme gelişir. Bilişsel gelişim çocuğun nasıl düşündüğünü; duygusal gelişim duyguların farkındalığını ve yaşantılar sonucu çocuğun bu duygulara nasıl tepki verdiğini; sosyal gelişim ise çocuğun çevresiyle nasıl ilişki kurduğunu içermektedir. Çocuklarda öğrenme ve gelişimi inceleyen psikolog Jean Piaget' ye göre öğrenme ve gelişim farklı aşamalarda değerlendirilir. Bütün çocukların düşünme biçimleri benzer özellikler göstererek gelişir. 0-2 yaş dönemine denk düşen zaman çocuğun dünyayı duyuları aracılığıyla algıladığı dönemdir. Çocuk duyarak, tadarak, dokunarak, koklayarak, görerek öğrenir. Bu dönemde bebeklerin ve çocukların objeleri ağzına götürmesi sıkça gözlenen bir davranıştır. Çocuk dünyayı, objeleri ağzına götürerek, atarak, düşürerek tanımaya çalışır. Önce çevresindekileri gözleriyle takip eder, sonrasında saklanan bir oyuncağın geçici olarak kaybolduğunu, aslında hala var olduğunu öğrenir. Bu dönemdeki çocukların en keyif aldığı oyunlardan biri cee-cee oyunudur. Biraz büyüdüğünde, 2-7 yaş aralığında çocuğun dili kullanmaya başlamasıyla sembol kullanımı başlar. Çocuğun yetiştiği ortamda ne kadar çok konuşuluyorsa , çocuğun konuşması da o kadar gelişir. Ona masal okumanın, birlikte şarkılar söylemenin dil gelişimine katkısı büyüktür. Bu dönem çocuğun soru sorarak öğrendiği dönemdir. Konuşmayı öğrenmeyle birlikte “Bu ne?” sorusunu sıkça sormaya başlarlar. Bu dönemde soruları cevapsız bırakmamak, tanıyabileceği yeni şeyler üretmek, öğrendiklerini uygulama fırsatları yaratmak, yeni bir şey öğrendiğinde bunu fark ettiğimizi ve buna değer verdiğimizi ona hissettirmek çocuğun öğrenmesini olumlu etkileyecektir. Bir sonraki dönemde çocuk öğrendiklerini tanımlayabilir, karşılaştırabilir, dünyayı algılamak için bazı genel kuralların olduğunu keşfeder. Çocuk daha önce oyuncaklarını renklerine, şekillerine göre ayırt etmeyi, gruplamayı öğrenmiştir. Ancak sınıflandırmayı daha sonra öğrenirler. Örneğin ilk önce kedi ve köpeklerin ayrı gruplar olduğunu anlar, ancak her ikisinin de hayvanlar sınıfında olduğunu anlama daha sonra gelişir. Önceleri sadece yetişkinler istediği için kurallara uyarken, bu dönemde kuralların anlamını anlamaya başlar. Bu dönemde çocuk daha çok görebildiği, dokunabildiği somut şeylerle öğrenir. Deneyerek ve sonuçlarını görerek öğrenme bu dönemde önemlidir. 11 -12 yaşa gelindiğinde sadece obje ve deneyimler değil, soyut kavramlar anlaşılmaya başlar. Ahlakı kuralları genelleyebilir, mecaz anlamlar, benzetmeler kullanabilir. Öğrenme için uygun zamanı göz ardı etmemek gerekmektedir. Çocuğu hazır olmadığı bir takım bilgi ve becerileri öğrenmeye zorlamak da, belli beceri ve bilgileri öğrenebileceği en uygun zamanlarda uygun öğrenme ortamını hazırlamamak da çocuğun gelişimi açısından doğru değildir. Çocuğun yaşına ve becerilerine uygun uyaranlar seçmek, uygun öğrenme etkinlikleri sunmak önemlidir. Etkileşim gelişim ve öğrenme için en önemli faktörlerden biridir. Çocukların taklit ederek, model alarak öğrendiği unutulmamalıdır. Çocuk çevresiyle ve insanlarla etkileşim olmadığında zor öğrenir, gelişemez. Özellikle yaşamın ilk yıllarında çocuğun gelişim ve öğrenmesinde anne babasının rolü çok büyüktür. Öğrenmeye elverişli bir ortam oluşturmak, çocukla yeterince etkileşimde olmak, gerekli ve yeterli uyaranları sağlamak, çocuğun öğrenme isteğini desteklemek çocuğun gelişimini ve öğrenmesini etkileyecektir. Bütün çocuklar gelişimin genel çizgisinde ilerler. Ancak her çocuğun kendine özgü bir gelişim hızı ve tarzı olduğunu unutmamak gerekir. Bu nedenle çocuğun bireysel özelliklerini anlamaya çalışmak son derece önemlidir.
Psikolojik Danışman Deniz Çağlı Günim
HEM BÜYÜYOR HEM ÖĞRENİYOR
Çocuklar dünyaya geldiği andan itibaren öğrenmeye başlarlar. Özellikle yaşamın ilk yıllarında çocuğunuza yeterli ilgi ve sevgiyi göstermek, öğrenmesi için gerekli temeli hazırlar. Bu ilgi ve sevgi korkulduğu gibi çocuğunuzu şımarık ve kendini beğenmiş bir hale getirmez. Tersine onun güven duygusunu, öğrenmek için merak ve isteğini arttıracak, çevresi ve diğer insanlarla daha iyi iletişim kurabilme becerisini geliştirecektir. Bunlar da öğrenme için temel gereksinimlerdir. Henüz birkaç aylık bebekler bile ağlamanın ilgi çektiğini, ağladıklarında annelerinin onların karnını doyurduğunu öğrenirler. Bunun sonucunda da isteklerini elde etmek için ağlamayı öğrenirler. Son yapılan araştırmalar beyin gelişiminin en hızlı 3 yaşa kadar gerçekleştiğini göstermektedir. Bu yıllarda çocuğunuzla oyun oynamak, onunla bol bol konuşmak, ona yeterli ilgi ve sevgiyi göstermek gelişimi açısından gereklidir. Çocuklar Nasıl Öğrenir? Çocuğunuz büyüdükçe yaşadıkları doğrultusunda çevresine uyum sağlayabilmek, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için davranışlarını değiştirmeye başlar. Öğrenme; yaşantı ve deneyimler sonucu oluşan davranışlardaki kalıcı değişiklik olarak tanımlanabilir. Yaşamın ilk yılları beynin en hızlı geliştiği, gelişimin ve öğrenmenin hızlı olduğu zamandır. Çocuklar çok farklı şekillerde öğrenirler. Öğrenme, çocuğunuzun aktif olarak katıldığı bir süreçtir. Yeni bilgi ve becerileri edinirken, sahip oldukları bilgi ve becerilerle bir araya getirirler. Bir yetişkinin planı doğrultusunda, okul ortamında öğrendikleri gibi günlük yaşamın her anında öğrenmeye devam ederler. Hangi Yollarla Öğrenirler? 1 Çevreyi ve insanları izleyerek 2 Taklit ederek 3 Sebep-sonuç ilişkileri kurarak 4 Deneme- yanılma yoluyla 5 Benzerlikleri ve farklılıkları ayırt ederek Bunlar çocukların nasıl öğrendiklerinin sadece bazı örnekleri. Ancak önemli olan anne baba olarak sizlerin çocuğu öğrenmeye teşvik etmesi, öğrenme isteğini desteklemesidir. Öğrenmesi için okulu beklememek, daha küçük yaşlarda onunla oyun oynayarak, konuşarak, ona masal okuyarak, merak ve isteklerini desteklemek gerekir. Öğrenme elbette gelişim ve olgunlaşmadan bağımsız düşünülemez. Çocuklar gelişim ve olgunlaşmalarına bağlı olarak öncesinde yapamadığı şeyleri yapabilmeye başlarlar. Önce basit olanı yapar, büyüdükçe ve geliştikçe daha zor ve karmaşık becerileri öğrenirler. Çocuklar önce başını tutar, sonra oturur, emekler ve yürürler.Oturmayı öğrenmeden çocuğunuza yürümeyi öğretemezsiniz. Henüz kalemi tutup karalama yapmayı bilmeyen bir çocuğa da harfleri yazmayı öğretemeyiz. Kalem tutmayı öğrenip; karalama, boyama yapmayı öğrendikten sonra harfleri yazmaya hazır olacaktır. Çocuğunuzu hazır olmadığı şeyleri öğrenmeye zorlamak da , belli beceri ve bilgileri öğrenebileceği en uygun zamanlarda ona bu fırsatı sağlamamak da onun gelişimi açısından doğru değildir. Çocuklar sadece fiziksel olarak büyümez. Gelişimi fiziksel, bilişsel, duygusal, sosyal ve dil gelişimi şeklinde değerlendirebiliriz. Boyu uzayıp, kilosu artarken, konuşması, düşünme biçimi, duyguları anlama ve bu duygulara karşılık verişi, çevresiyle ilişki kurma becerileri de gelişir. Bütün çocuklar aynı gelişim basamaklarında ilerler, bu basamaklarda benzer şekilde öğrenirler. Çocuklar 2 yaşına kadar dünyayı duyuları aracılığıyla algılarlar. Duyarak, tadarak, dokunarak, koklayarak, görerek öğrenirler. Bu dönemde bebeklerin ve çocukların eşyaları ağzına götürdüğünü sıkça görürüz. Çocuk dünyayı , eşyaları ağzına götürerek, atarak, düşürerek tanımaya çalışır. Biraz büyüdüğünde, konuşarak insanlarla ilişki kurmayı, çevresini tanımayı öğrenir. Yetiştiği ortamda ne kadar çok konuşuluyorsa , çocuğun konuşması da o kadar gelişir. Ona masal okumanın, birlikte şarkılar söylemenin dil gelişimine katkısı büyüktür. Çocuklar konuşmayı öğrenmeyle birlikte “Bu ne?” sorusunu sıkça sormaya başlarlar. Bu dönemde sorularını cevapsız bırakmamak , tanıyabileceği yeni şeyler üretmek, öğrendiklerini uygulama fırsatları yaratmak ,yeni bir şey öğrendiğinde bunu fark ettiğimizi ve buna değer verdiğimizi ona hissettirmek öğrenme isteğini arttıracaktır. Okul hayatıyla beraber çocuklar, dünyayı algılamak için bazı genel kuralların olduğunu keşfederler. Önceleri sadece yetişkinler istediği için kurallara uyarken, bu dönemde kuralların anlamını anlamaya başlar. Anne Babalara Düşen Görevler 1 Çocuğun öğrenme isteğini ve merakını desteklemek 2 Yeterli ilgi ve sevgiyi göstermek 3 Büyük ya da küçük yeni bir şey öğrendiğinde onu takdir etmek 4 Öğrendiklerini farklı ortamlarda uygulama fırsatları yaratmak 5 Onunla bol bol konuşmak 6 Sabırla ona neyi nerede yapacağı ya da nasıl yapacağı konusunda yol göstermek 7 Doğru tutum ve davranışlarla ona model olmak Çocukların taklit ederek öğrendiğini unutmamalıyız. Tek başına bırakılmış, ilgi gösterilmeyen, konuşulmayan, çevresinden kopuk büyüyen bir çocuk zor öğrenir, gelişemez. Özellikle yaşamın ilk yıllarında çocuğun gelişim ve öğrenmesinde anne babasının rolü çok büyüktür. Öğrenmeye elverişli bir ortam oluşturmak, çocukla yeterince ilgilenmek, çocuğun öğrenme isteğini desteklemek çocuğun gelişimini ve öğrenmesini ve başarısını etkileyecektir. Bütün çocuklar aynı süreçlerden geçer, benzer şekilde gelişirler. Ancak her çocuğun kendine özgü bir gelişim hızı ve tarzı olduğunu da unutmamak gerekir. Çocuğumuzdan beklentilerimiz, onun yetenekleri ve başarabileceklerinin üzerinde olmamalıdır. Çocuğun; bireysel özelliklerini anlamaya çalışmalı, güçlü ve zayıf yanlarını iyi bilmeliyiz. Ancak bu şekilde öğrenme sürecinde ona doğru yol gösterebiliriz. Psikolojik Danışman Deniz Çağlı Günim
DİL GELİŞİMİNİ DESTEKLEMEK
Dil gelişimi doğumdan itibaren başlar. Bebek önce sese tepki verir ve ses çıkarır. Çocuklar daha ilk kelimelerini söylemeden ağlayarak ya da gülümseyerek iletişim kurarlar. Önce sesler çıkarır, sonra ilk kelimelerini söyler, ardından kelimeleri bir araya getirip cümle kurmaya başlarlar.
Çocuklarda dil gelişimi anne babalarını taklit ederek, çevreleriyle etkileşerek gerçekleşir. Dil gelişimi çocuğa konuşma, dinleme, kendini ifade etme, oyun oynama ve çevresini keşfetme fırsatları tanındığı ölçüde gelişir. Yapılan araştırmalar öyküler okunan ve birlikte tartışılan, yemekte sohbet edilen, annenin uzun ve düzgün cümleler kurduğu aile ortamında büyüyen çocukların dil gelişiminin olumlu etkilendiğini göstermektedir. Anne babalar çocuğun ilk öğretmenleridir ve dil gelişimini destekleyecek bir ortam sağlamalıdırlar.
Neler Yapabilirsiniz?
Doğduğu andan itibaren onunla konuşun; televizyon ya da müzik sizin onunla konuşmanızın yerini tutamaz.
Onun da eşlik edebileceği şarkılar söyleyin.
Onun yaptıklarını tarif edin.
Yeni kelimeler öğrenmesi için fırsatlar yaratın; çevresinde gördüğü nesnelerin isimlerini söyleyin. Sözcük dağarcığı çocuğun ilerideki okul başarısını tahmin etmekte önemli bir faktördür.
Çocuğunuzla oyun oynayın; oynarken yeni şeyler öğrencek, kendini ifade etme fırsatı bulacaktır. Oyun dil gelişimi ve zihinsel gelişim için doğal ve eğlenceli bir yoldur.
Ona hikayeler anlatın; dinlediği hikayeyle ilgili sorular sorun.
Çocuğunuza kitap okuyun.
Çocuğunuzu dinleyin.
Ona sorular sorun, soru sorması için onu teşvik edin ve size sorduğu soruları yanıtlayın.
Çocuğunuzla karşılıklı konuşma ve sohbet ortamları yaratın.
Yaşıtlarıyla bir araya gelmesi için fırsatlar yaratın.
Dil gelişimi çocuğun duygusal, sosyal ve bilişsel gelişimi için çok önemlidir. İlk yıllar dil gelişimi için en önemli dönemdir, çocuğun dili anlama ve kullanma becerilerinin temelini oluştur. Dil becerileri zayıf olan çocuklar kendilerini ifade etmekte zorlanır, çoğu kez anlaşılmadıklarını hisseder; doğru iletişim kurmakta güçlük çekerler. Dili anlama ve kullanma becerileri ne kadar gelişirse çocuk akademik alanda da kadar başarılı olur ve sosyal becerileri o ölçüde gelişir.
Psikolojik Danışman
Deniz Günim
ÇOCUKLARA SORUMLULUK ALMAYI ÖĞRETMEK
Bütün anne babalar çocuklarını sorumluluk sahibi, kendi ayakları üzerinde durabilen birer birey olarak yetiştirmek ister. Hiçbir çocuk sorumluluk sahibi olarak doğmaz. Sorumluluk almak çok küçük yaşlardan itibaren öğrenilen ve gelişen bir beceridir. Hiç kimse sorumsuz bir çocuk yetiştirmek istemez. Çocuklar doğdukları andan itibaren bizleri izler, taklit eder, model alırlar. Bu nedenle herşeyden önce kendimize bizler sorumluluklarımızı yerine getiriyor muyuz diye sormamız gerekir: Yapmamız gerekenleri zamanında yapıyor muyuz ? Randevularımıza vaktinde gidiyor muyuz ? Verdiğimiz sözleri tutuyor muyuz? Yapmamız gereken bir işi en iyi şekilde yapmaya çalışıyor muyuz? Sorumluluk almak hayatı nasıl algıladığımızla ilişkilidir. Çocuğumuzun kendine saygılı olup, kendi için doğru olanı yaparken başkalarının ihtiyaçlarını ve hissettiklerini anlamalarını bekleriz. Eğer herkesin yaşı ya da becerisi ne olursa olsun bir işin yapılmasına katkıda bulunabileceğine inanıyorsak, bu davranışlarımıza, çocuğumuzdan neler beklediğimize de yansıyacaktır. Çocuklar ancak onlara fırsat verilirse sorumluluk almayı öğrenirler. Çocuklara seçme şansı tanımak, fikirlerini paylaşma ortamı hazırlamak, yaptıkları hatalardan ders çıkarma fırsatı tanımak gerekir. Çoğu kez okul başlayana kadar çocuklarına daha küçük , beceremez diye sorumluluk vermeyen; yapabildiği halde onu giydiren, yemeğini yediren anne babalar; okul başladığında çocuklarının ödevlerini yapmadığından, çantasını toplamadığından şikayet ederler. Oysa çocuk o ana kadar hiç sorumluluk almadıysa okul hayatı başladı diye birden bire ödev yapma, çanta toplama, eşyalarına sahip çıkma gibi sorumlulukları almak istemeyecektir.
Çocuklara Verilebilecek Sorumluluklar 3-4 yaş: Oynadıktan sonra oyuncaklarını toplamal Giyinip soyunmayal aktif olarak katılma Taşıyabileceği şeyleri taşımal Kağıt gibi çöpleril çöp kutusuna atma 5-6 yaş: Telefonal bakma Masa kurmaya yardım etmel Alışveriş listesi hazırlamaya yardıml etme Evcil bir hayvanı besleme sorumluluğunu alabilmel 7-8 yaş: Basit ütüleri yapabilmel Telefonl mesajlarını yazabilme 9-10 yaş: Yatağını toplamal Kendine sandviç hazırlamal
Bulaşık makinesini çalıştırabilmel
Kahve yapmak gibi ev işlerine yardım etmel
Çocuğa sorumluluk vermek onun kendine olan güvenini de geliştirecektir. Başarabildiğini ve sizin ona güvendiğinizi gördükçe daha büyük sorumlulukları almaya istekli olacaktır. Bu nedenle ona becerebileceği işleri vermek ve büyüdükçe sorumluluklarını arttırmak gerekir.
Çocuklara Sorumluluk Sahibi Olmayı Öğretirken Dikkat Edilmesi Gerenler:
Çocuklar yaptıkları işin bir işe yaramadığını düşündüklerindel yapmak istemezler. Bu nedenle onun katkısının ve yaptığı işin önemini vurgulayın. Evdeki sorumluluklarını seçmelerine izin verin. Ancak bunul yapman gerekir dediğiniz durumlar da olmalıdır. Çocuklara kimi zaman keyifl almasalar da sorumluluklarını yerine getirmeleri gerektiğini öğretmek gerekir. Çocuğa küçük yaşlardan itibaren becerileri doğrultusundal sorumluluk verilmelidir. Okula başladığında artık büyüdü ve sorumluluk alabilir diye düşünüp, ona bir sürü görev yüklemek haksızlık olacaktır. Ödüller yenil bir beceri öğretirken önemli araçlardır. Ancak çocuklar sadece bir şey kazanacaklarını düşünerek sorumluluklarını yerine getirmeyi öğrenmemeliler. Bu nedenle onları sorumlulukları için ödüllendirirken dikkatli olunmalı ve ödülleri zaman içinde azaltmak gerekir. Yapılması gerekenleri organize etmesinel yardımcı olun. Gerekirse hatırlatıcı notlar ya da listeler kullanın. Onunl yerine yapması gerekenleri yapmayın. Yapmamayı tercih etmek de onun sorumluluğu olmalı. Örneğin ödevini yapmadı, ödevsiz okula gitmek istemiyor diye onun yerine ödevini yapmayın. Görevleriyle ilgili hissettiklerini paylaşmasına fırsatl tanıyın. Anne baba olarak görevleri konusunda tutarlı davranın.l
Sorumluluk almak bir işi yapmanın gerekliliğini anlayarak, başkasının zorlaması olmadan bir işi yapmaktır. Yeni bir şey yapmak cesaret ister. Bu nedenle çocuklara sorumluluk verirken yaşına ve becerilere uygun olmasına dikkat etmek ve cesaretlerini kırmamak önemlidir. Çocuklarımızla ilgili gerçekçi beklentiler oluşturmak ve bunları anlayacakları bir dille onlarla paylaşmak, sorumluluk alma becerilerini destekleyecektir.
Psikolojik Danışman Deniz Çağlı Günim
ÇOCUKLARA OKUMA ALIŞKANLIĞI KAZANDIRMAK
Çoğu kez çocuklarımızı kitapla tanıştırmayı okul yıllarına bırakmaktayız. Oysa okuma alışkanlığı daha bebeklik döneminde başlar. Kitapla yaşamın ilk yıllarında tanışma okuma alışkanlığını kazanmakta önemli olduğu kadar; çocuğun sosyal, duygusal, bilişsel ve dil gelişimine de büyük katkı sağlar. Okumanın temelleri daha bebekken annesinin ya da babasının ona şarkı söylemesiyle başlar. Biraz daha büyüdüğünde kitaplar ilgisini çeker, sayfalarını çevirmek, renkli resimlere bakmak ister. Çocuğunuz ister 6-7 aylık, ister 6-7 yaşında olsun ona uygun kitaplar vardır ve bunların çocuğunuzun gelişimine çok farklı katkıları olacaktır.
Küçük yaşlarda çocuğunuzu kitapla tanıştırmak sadece okuma alışkanlığı kazandırmayacak, onun bir çok farklı alanda gelişime faydalı olacaktır. Kitap, çocuğun çevresindeki nesneleri tanımasına, gözlerini belli bir yere odaklamasına, dikkatini yoğunlaştırma becerisini, konuşma ve dinleme becerilerini geliştirmesine büyük katkı sağlar.
Küçük yaşlardaki çocuklar için kitap, büyük-küçük gibi temel kavramların pekiştirilmesinde, çevresinde sıkça gördüğü eşyaları, insanları, hayvanları öğrenme sürecinde de çok faydalı olur. Ancak onun ilgisini çekecek renkli, sesli, bol resimli kitapları seçmek önemlidir. Biraz daha büyüdüğünde dinlediği hikaye ile ilgili sorulara yanıt verme, çocuğu kitaptaki resimleri anlatmaya teşvik etmek sebep-sonuç ilişkilerini kurmasını, olayları doğru sıralabilmesini geliştirecek, öğrenme ve düşünme süreçlerini olumlu yönde etkileyecektir.
Okumayı öğrenen, artık kendi kitap okuyabilen çocuklar için de okumak sadece bilgi edinmeye yaramaz. Okumak, çocuğun sözel ifadesini geliştirir. Kelime hazinesi gelişir, ne kadar okursa okuduğunu anlama düzeyi artar, dikkat süresi uzar, soyut düşünebilme becerisi gelişir. Yapılan araştırmalar küçük yaşlarda kazanılan okuma alışkanlığının ileriki yaşlarda akademik başarıyı arttırdığını göstermektedir.
Çocuklar model alarak, taklit ederek öğrenir. Bebeklikten itibaren anne babalarını izler, onları taklit ederler. Giyinmeyi, yemek yemeyi onları izleyerek öğrendiği gibi kitap okumayı da onları izleyerek onları taklit ederek öğrenirler. Bu nedenle çocuğumuz kitap okumayı sevsin , okuma alışkanlığı kazansın istiyorsak önce anne baba olarak bizler okumalıyız. Anne babasının okuduğunu gören, kitapların,dergilerin, okunacak şeylerin olduğu ortamlarda büyüyen çocukların okuma alışkanlığı kazanması çok daha kolay olacaktır.
Anne baba olarak bizler neler yapabiliriz? • Bebekken ona şarkı söyleyin. • Kafiyeli sözler, hayvan sesleri küçük çocukların ilgisini çeker. Renkli, büyük resimli kitaplar alın. Sayfalarını çevirmesine izin verin. Resimlerin ne olduğunu söyleyin. • Çocuklara uyumadan önce masal okuyun. • Bütün vaktini televizyon karşısında geçirmesine engel olun. Her gün belli bir süre onunla birlikte kitap okuyun. Ne okuyacağınızı onun ilgi alanına göre belirleyin. Örneğin 3-4 yaşlarında , bir kahramanın başından geçenler çocukların ilgisini çeker. • Okumayı öğrendiğinde bile onunla kitap okumaya devam edin. Birlikte okuduğunuz kitapla ilgili sohbet edin. • Okuma alışkanlığı kazandırmanın en iyi yolu ona model olmaktır. Sizi okurken görsün. Okuması için onu zorlamak okumadan soğumasına neden olur. • Okumayı onun için eğlenceli hale getirin. Çizgi romanlar, resimli kitaplar ilgisini çekiyor olabilir. Amacımız ona okumayı sevdirmekse ne okuyacağını bırakın o seçsin. Onun ilgi alanlarını destekleyin. • Evinizde bir kitaplık oluşturun. Kitaplara, okunacak materyallere kolay ulaşabileceği bir ortam yaratın. Son yıllarda yapılan araştırmalar çocukların okuma alışkanlıklarında, keyif almak için okumalarında ve ailelerin bunu desteklemesinde önemli oranda azalma olduğunu göstermektedir. Oysa anne baba olarak çocuklarımıza verebileceğimiz en güzel hediyelerden biri ona kitapları ve okumayı sevdirmek olacaktır. Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmak ,okumayı sevdirmek için hiçbir zaman geç değildir. Yaşına, gelişim özelliklerine uygun kitaplar seçmek okumayı daha eğlenceli hale getirecektir. Ancak okumayı sevdirmenin en kolay küçük yaşlarda olduğunu unutmayalım.
Psikolojik Danışman Deniz Çağlı Günim
ÖDEV YAPMAK İSTEMEYEN ÇOCUKLAR
Ev ödevleri bir çok aile için benzer sıkıntılar anlamına gelmektedir. Çoğu çocuk neden ödev yapması gerektiğini anlayamaz ve ödevlerden kurtulmanın yollarını arar. Çocukların bir türlü ödev yapmaya başlayamaması, ödevlerini yazmayı unutmaları, ödev için gerekli eşyaları bulamamaları, çeşitli bahanelerle ödev yapmayı ertelemeleri, bitmedi yapamıyorum diye ağlamaları pek de yabancısı olduğumuz durumlar değildir. Ev ödevleri çocuklara bağımsız çalışmayı, sorumluluk almayı öğretmek için çok önemli araçlardır. Ödev yapma alışkanlığını çocuklara küçük yaşlarda kazandırmak okul başarıları için de önemlidir. Çocukların ödev yapmasını kolaylaştırmak için gerekli düzenlemeleri yapmak, onlara yol göstermek ve gerektiğinde yardımcı olmak anne babaların görevidir. Ancak ödevlerin anne babanın değil çocuğun ödevi olduğunu, yardım etmenin ödevi onun yerine yapmak olmadığını unutmamak gerekir. Öncelikle çocuk için uygun koşulları sağlamak; ödev yapmak, ders çalışmak için uygun bir ortam hazırlamak gerekir. Bunu sağlamak da anne babaların görevidir. İşe çocuğun ödevlerini yapacağı yeterince ışık alan sabit bir yer belirlemekle başlamak gerekir. Çalışma masası dikkat dağıtıcı öğelerden arındırılmış olmalıdır. Çocuğun ödevler için gerekli malzemelerinin olup olmadığı kontrol edilmelidir. Çocuğun ödev yapacağı saat aile bireylerinin sessiz aktivitelerde bulunacağı zaman olmalıdır. Çoğu anne baba çocukların eşyalarını bulamadığından, unuttuğundan, odasının dağınık olduğundan şikayet eder. Organize olmayı, düzenli olmayı öğrenmek ödev yapma ve ders çalışma becerileri için çok önemlidir. Düzenli olmak zamanla öğrenilebilen ve gelişebilen bir beceridir. Çocuk sosyal yaşamında hiçbir sorumluluk almıyor, ondan beklenen vazifeleri yalnız başına yapamıyorsa ödev sorumluluğunu da alamayacaktır. Çocuklara ödevler dışında da yaşına uygun sorumluluklar verilmelidir. Organize olmayı, düzenli olmayı öğrenmesine yardım okul hayatı başlamadan çok daha önce başlamalıdır. Ödev yapmak, ders çalışmak denildiğinde akla gelen diğer önemli konu zamanı iyi kullanabilmektir. Çocuğun zamanı iyi ve etkin kullanabilmesi için önce zaman kavramlarını bilmesi gerekir. Ancak zamanla ilgili kavramların yaşantısındaki etkilerini de bilmesi, yaşaması gerekir. Görebilecekleri yerlere aylık takvimler asmak, önemli olayları, uzun süreli proje teslimlerini takvime işaretlemek, takvime aile toplantı saatleri koymak çocukların ilgisini çekecektir.
Çocuğun yaşına ve ihtiyaçlarına uygun bir çalışma saati belirlenmesi gerektiği gibi; çalışma süresine de dikkat edilmelidir. Ödev yapma süresi yaşına uygun olmalıdır. Ödev yaparken aralarda çocukların dikkat dağıtacak etkinliklere yönelmeyecekleri kısa molaların verilmesi faydalı olmaktadır.
Anne babaların ödevler söz konusu olduğunda, kararsızlığa düştükleri konulardan biri de yardım edip etmemektir. İdeal olan yardım gerektiğinde hazır olmak ancak ödevleri onun yerine yapmamaktır. Yardımın miktarı ve şekli çocuğun kaçıncı sınıfta olduğuna göre değişebilir. Küçük yaş çocuklar, okula yeni başlamış çocuklar daha çok yardıma gereksinim duyabilirler. Anne babaların dikkat etmesi gerekenler:
Bağımsız çalışmasını beklerken çocuğun ne yapması gerektiğinin anladığından emin olun. Nasıl daha iyi öğrendiğini anlamayan çalışın. Kontrol ederken önce doğru yaptıklarından başlayın. Yanlışlarının gösterin ve bir kez daha denemesini isteyin. Başarısını takdirn edin. Öğretmeniyle işbirliği içinde olun.n Çocukların ödevlerin istediklerini elde etmek için kullanmasına izin vermeyin.
Sıkıntı sadece ödev yapmakla ilgili değil, sınıfta dersi takip etmeyle ilgiliyse ya da belirli derslerin ödevlerinde sıkıntı oluyorsa bu zorlanmaların kaynağını bulmaya çalışmak, öğretmeniyle görüşmek ve öğrenme süreçleri ya da dikkatle ilgili bir problem olup olmadığını anlamaya çalışmak gerekir. Çocuklara ödev yapma alışkanlığını kazandırmanın sabır ve zaman istediğini unutmamak gerekir.
Psikolojik Danışman Deniz Çağlı Günim
SINAV KAYGISI NEDİR?
Kaygı, herhangi stresli bir durumda yaşanan doğal bir duygudur. Yaşamın doğal bir parçasıdır. Öğrenciler için, sınava girmek, kaygı yaratan bir süreçtir. Her öğrenci sınava bağlı olarak kaygının etkilerini değişik şekilde yaşar ve hisseder. Aslında bir miktar kaygı kişinin performansını olumlu yönde etkiler. Sınav kaygısının etkileri, sınavda bilgilerini unutma ve boşluk yaşamaktan, fiziksel belirtilerin ortaya çıkmasına kadar geniş bir yelpazeye yayılır. Kaygının en önemli sebebi, sınava gencin yada ailesinin farklı anlam yüklemesi. Sınav kaygısı yaşayan bireyler, sınava aileye borç ödeme, kendini ölçme, ispat etme, iyi bir evlat olduğunu gösterme gibi anlamlar yükler. Oysa sınav, kişiliğin bir değerlendirilmesi değil, bireyin bilgi birikiminin değerlendirilmesidir. Sınavdan düşük almak o kişinin gerekli bilgiyi biriktiremediğine, yüksek almak bilgi birikiminin yeterli olduğuna işarettir. İyi veya kötü bir evlat olduğuna değil.
Sınav Kaygısından Kurtulmak İçin Ne Yapmalı? • Ailece sınava yüklediğiniz anlamı gözden geçirin. • Gerçekçi hedef belirleyin. • Çalışma planı çocuğa uygun ve uygulanabilir olmalı. • Sınav sonucu ile ilgili olumsuz senaryolar yazmak yerine, sınav hazırlığına konsantre olmalı. • Öğrencinin iç sesini gözden geçirip, bunu olumlu bir sese dönüştürmesi gerekir.
Uzm.Danışman Psikolog
Feyza Bayraktar
ˆ Sayfa Başına Git |