Diyet ve Terapi
Yirminci Yüzyılın sonlarına doğru, gerek estetik kaygıların artması, gerek sağlıklı ve doğru beslenme anlayışının yayılması, birbirinden farklı diyetleri gündeme taşıdı. Kilolarından yakınan pek çok kişi ya bir beslenme uzmanında aldığı soluğu ya da dergilerden, gazetelerden kestiği diyetleri uygulamaya çalıştı. Bir süreliğine amaca ulaşıldı istenilen kilolar verildi; fakat çoğu zaman hızla ya da zamanla geri alındı verilen tüm kilolar. Verilemedi, verildi, alındı… Kısır döngü başladı. Tartıdaki sayılar kimi zaman moral verdi, kimi zaman kabus oldu. Hayalkırıklıklarının faturası ya diyetisyene, ya da kişinin iradesizliğine çıkarıldı, ya da bambaşka bir probleme… Tüm bu kısır döngü içinde genelde göz ardı edilen bir soru vardı ki o da: insan ne zaman yemek yer sorusu.
İlk anda acıkınca demek geliyor insanların akıllarına bu soruyu cevaplarken, oysaki biraz daha düşününce ortaya şu gerçek çıkıyor ki insan sadece acıkınca değil, sıkılınca, üzülünce, sevinince, stresliyken de yer, hem de bu yemek miktarı çoğu zaman bu duyguların yoğunluğu ile doğru orantılıdır. Yeme ile duygu durum arasındaki ilişki tartışılmaz bir gerçektir. Kimi zaman duyguları uyuşturan bir bağımlılıktır yemek, kimi zaman vazgeçilmesi zor bir alışkanlık sıkılınca insanı oyalayan… Kimisi bir şişe şarabı seçer ayrılık acısını dindirmek için, kimisi ise koca bir paket çikolatayı… Diyetleri, diyetisyenleri, diyeti yapan kişinin iradesini sorgulamak ne kişinin duygusal ihtiyaçlarından doğan aşırı yemek yeme ihtiyacının önüne geçebilecek, ne de kilo alıp vermesini engelleyecektir. Beslenme uzmanının yanısıra, kişinin yemek yeme davranışının bağlı olduğu faktörler, aşırı yeme isteğinin altında yatan duygusal sebepler psikolog desteği ile saptanmalı, tedavi sureci içinde sorunların çözümü ve davranışın değişimi üzerinde çalışılmalıdır. Sağlıklı kilo verebilmenin ve sağlıklı beslenme alışkanlıkları kazanmanın altın kuralı, kişi kendisine özel diyet programı üzerinde bir beslenme uzmanı ile çalışırken ayni zamanda bir psikolog ile yemek yeme davranışının altında yatan duygusal faktörler ve yemek yeme alışkanlıklarının değişmesi üzerinde çalışmalıdır. Yoksa kilolar verilir, alınır, verilir…
Uzm.Danışman Psikolog
Feyza Bayraktar
ANOREKSİA VE BULİMİA EN ÇOK ERGENLERİ TEHDİT EDİYOR!
Zayıflama hastalığı olarak bilinen Anoreksia Nervoza ölüme sebep olan psikolojik rahatsızlıkların başında gelir. Genellikle vücut kaygılarının en yoğun yaşandığı ergenlik döneminde ortaya çıkar. En belirgin özellikleri
-Olunması gereken kilonun en az %15 i altında olmak
-Adet düzensizliği
-Kilo almaktan inanılmaz derecede çok korkmak, sık sık tartılmak ve çok sıkı diyetler yaparak kilo vermeye çalışma
-Kendini şişman olarak görmek
-Gereğinden fazla egzersiz yapmak, bazen yediklerini kusarak veya laksatif ilaç kullanarak vücudundan atmaya çalışmak
-Diyet ilacı bağımlılığı, diuretik(vücuttan su atan ilaçlar) kullanımı
olarak sıralanabilir.
Anoreksialı bir genç kız genellikle mükemmelliyetçi, çalışkan, okul başarısı yüksek ve disiplinlidir.
Diğer yandan kendine öz güven eksikliği, çok zayıf olmasına rağmen kendisini şişman olarak nitelendirmesi çizdiği mükemmel tablodan uzakta bir yerde olduğunun belirtisidir. Hayatını kontrol etme ihtiyacı içindedir ve yemek yemeyi redetmek kontrol edebildiği tek şey olarak görür.
Taşınma, okul değiştirme, çocukluktan ergenliğe geçme, yakın birisini kaybetme
Aile problemleri, sosyal problemler, duygusal problemler
Kişilik bozuklukları
Hastalık, kaza, doğal afet gibi travmatik olaylar
Beğenilme, takdir edilme dürtüsü
Mükemmelliyetçilik
Anoreksia Nevrozanın belli başlı sebepleridir.
Anoreksiya Nervoza:
Anoreksiya Nervozalı bir kişi olması gereken kilonun en az %15 kadar altındadır. Kilo almaktan inanılmaz derecede çok korkar, sık sık tartılır ve çok sıkı diyetler yaparak kilo vermeye çalışır. Ne kadar kilo verirse versin yine de kendini şişman olarak görür. Gereğinden çok fazla egzersiz yapar, bazen yediklerini kusarak veya laksatif ilaç kullanarak vücudundan atmaya çalışır. Diyet ilacı bağımlılığı, diuretik(vücuttan su atan ilaçlar) kullanımı kilo vermek için kullanılan diğer bir yöntem olarak kullanılır.
Anoreksiya Nervoza, daha çok ergenlik ve erken yetişkinlik dönemi sayılan 13-22 yaşları arasındaki dönemde görülse de orta yaşlarda da görülebilir. Daha çok kadınlar arasında yaygındır.
Anoreksiya Nervoza olan bir kişi genellikle mükemmelliyetçi bir kişilik yapısına sahiptir. Kilo takıntısı dışında başka alanlarda da takıntıları vardır. Genellikle içine kapanık depresif bir portre çizer. Sosyal ortamlara fazla girmek istemez. Kendine öz güveni azdır. Duygusal gelişimlerinde problem olduğu için yaşıtlarından daha az olgun olabilir.
Anoreksiya Nervoza, menstrual period düzensizlikleri, kalsiyum eksikliğinden kaynaklanan kemiklerde incelme(Osteoporosis), saç ve tırnaklarda cansızlık,dökülme, deride kuruluk ve sararma, dolaşım ve sindirim sistemi düzensizlikleri, kansızlık, kan basıncının ve nefes ritminin düşük olması, vücut ısısında düşmeden kaynaklanan üşüme hissi, kaslarda güçsüzlük, ağrı ve yorgunluk hissi yaratabileceği gibi gıda kısıtlamasına bağlı gelişen bedensel bozukluklar ölümle sonuçlanabileceği için erken teşhis oldukça önem taşır.
Bulimiya Nervoza:
Bulimiya Nervoza olan bir kişi devamlı diyet ve egzersiz yapmasına rağmen normal kilonun altında, normal kiloda, fazla kilolu olabilir. Normal kilonun altında bile olsa hiçbir zaman bir anoreksia nevroza görüntüsü olmaz. Bulimiya Nervoza olan bir kişi kısa bir zaman dilimi içerisinde, yarım saat ile 2 saat arası, binlerce kalorilik besin tüketip bunu kusma veya laksatif ilaç kullanımı ile vucutlarından atmaya çalışır. Yemek yediği sırada kendini kontrolden çıkmış gibi hisseder ve bu yemek yeme krizlerini herkesten gizli tutarlar. Genelde yeme, kusma veya laksatif ilaç kullanımı kişiden kişiye ayda birle, haftada hatta günde birkaç kez olmak üzere değişiklik gösterir.
Bulimiya Nervoza olan bir kişi anoreksiya nevrozadan farklı olarak daha sosyal, dışa dönük bir kişilik sergiler. Duygudurumlarında iniş çıkışlar gün içinde sık sık değişir. Genellikle ilgi çekmeyi, dikkati üzerine toplamayı sever. Özgüven problemleri vardır. Alkol ,madde ve alışveriş bağımlılığı da bu grup içinde oldukça sık rastlanır.
Bulimiya Nervoza; kronikleşmiş boğaz ağrısı,tükürük bezlerinde, boyunda ve yüzde şişkinlik,dişlerde çürüme, mide ve bağırsak hastalıkları, potasyum dengesizliğine bağlı kalp krizi riski, kaslarda yorgunluk ve kramplara sebep olur. Bulimiya Nervoza vücuttaki sıvı dengesizliğine bağlı olarak gelişen ani kalp durmasına sebep olabilir. Bunun yanısıra kusmadan kaynaklanan yemek borusundaki yırtılma da hayatı riske atan kanamalara neden olabilir.
Anoreksiya ve Bulimiya Nervozaya Sebep Olan Faktörler:
Sosyal Etki:
Güzellik algısının zayıflıkla bağdaştırıldığı bu dönemde ergenlik döneminden itibaren genç kızların pek çoğunu etkisi altına alan zayıflama tutkusu anoreksiya ve bulimiya nervozaya sebep olan en önemli faktörlerden bir tanesidir. Zayıf kadın güzel ve mutlu kadındır olgusu 1970’lerden itibaren batıdan gelen akımla ülkemizde de yerleşmeye başladı. Özellikle genç kızlar tarafından örnek alınan aktristlerin, modellerin yıllar içinde giderek daha ince bir beden profili çizmesi bu populasyon arasında zayıflama tutkusunu pekiştirdi. Ayrıca arkadaşların diyet,zayıflama konusundaki etkileri, kişinin çevresinden bedeni ile ilgili aldığı yorumlar kişiyi en kısa zamanda en çok kilo vermeyi hedefleyen sağlıksız yöntemlere itmeye başladı. Sağlıklı olmak için sağlıklı beslenip kişinin ideal kilosuna ulaşması, kendi genetik yapısı ile barışık olarak sağlığını tehdit edecek yeme davranışlarını edinmemesi gerekirken çok zayıf olmak uğruna hayatını tehlikeye atması bu sosyal etkinin bir parçası olarak gösterilebilir.
Aile Etkisi:
Ailelerin çocuklarına kilo vermeleri konusunda yaptıkları baskı, vücutlarını eleştirmeleri, kontrolcü davranmaları, baskı uygulamaları yeme bozukluğuna sebep olan faktörler arasında sayılabilir. Aynı zamanda aile içinde sağlıksız yeme davranışları,ebebeynlerin kendi vücutları ile ilgili memnuniyetsiliklerini durmadan dile getirmesi, ailenin bireylerinden bir tanesinde yeme bozukluğunun varlığı, diyet ve gereğinden fazla egzersizin durmadan gündemde olması da kişide yeme bozukluğu oluşumuna zemin hazırlayabilir.
Psikolojik Faktörler:
Sosyal ve ailesel etkilerin yanısıra yeme bozukluğuna zemin hazırlayan psikolojik faktörler de vardır. Kişilik bozuklukları, depresyon, kaygı bozuklukları, dugusal problemler, ailesel problemler, kayıp, ölüm, kaza sonucu gelişen travmalar, cinsel taciz, evlenme, boşanma gibi hayattaki dönüm noktaları da yeme bozukluklarını tetikleyen psikolojik faktörler arasında sayılabilir.
Anoreksiya ve Bulimiyanın Psikolojik Etkileri:
Depresyon, kaygı bozuklukları, konsantrasyon güçlüğü, ilişkilerde problemler yaşama, sosyal yaşantının sekteye uğraması, sinirlilik hali, ruh halindeki ani değişimler, intihar düşüncesi en çok görülen psikolojik etkilerdir.
Riskli Gruplar ve Belirtiler:
Lise ve üniversite gençleri, özellikle de kızlar arasında daha çok görülür. Ailelerinden uzak üniversite gençlerinin, ailelerinden uzak olması, yoğun baskı ve stres içinde ders çalışması, bulundukları sosyal ortam içindeki ideal beden imajına uyma isteği anoreksiya ve bulimiya nevrozayı tetikleyebilir. Genç kızların birbirlerinde yeme kusma, laksatif ilaç kullanımı, diyet ilaçları kullanımı ve diğer sağlıksız kilo verme yöntemlerini öğrenmeleri de bu hastalıkların çoğalma riskini arttırır. Sıkı diyet yapmaktan yorulup bıkan genç kızlar tarafından istediğini yiyip sonrasında kusarak veya laksatif ilaç kullanarak kilo almayı önleme fikri oldukça cazip görünür. Sağlık riskleri gözardı edilir.
Bu yöntemle zayıfladıkça bu davranışı çoğaltan, zayıfladıkça çevreden olumlu geribildirim alan gençkızlar bu davranışları alışkanlık haline getirip günlük programlarının bir parçası haline getirebilirler. Çoğu zaman herkesten gizledikleri için aile ve çevre tarafından farkedilmesi uzun zaman alabilir. Çok sıkı diyetler yapma, yemekten korkma, yemekten sonra banyoya girip uzun süre çıkmama, sık sık uzun duşlar alma, yalnız yeme isteği bu tür yeme bozukluklarının en belirgin davranışsal özellikleridir.
Tedavisi:
“Kendimi şişman hissediyorum” anoreksiya ve bulimiya nervozada en sık duyulan cümledir. Oysa ki şişmanlık bir duygu değildir, hissedilmek istenmeyen başka bir duygu kişi tarafından bu şekilde bastırılmaya çalışılır; durmadan yemek, kilo ve diyet düşünülerek...
Anoreksiya ve Bulimiya Nervozanın tedavisinde psikolojik destek çok büyük rol oynar. Bastırılmaya çalışan bu duygunun bir uzman desteği ile ortaya çıkartılması, kişinin problemleri ile yüzleşerek bunları sağlıklı bir şekilde çözme yolunda ilerlemesi, kilo, diyet ile ilgili saplantılarının ortadan kaybolması ve sağlıksız yeme davranışını değiştirerek sağlıklı yemek yemeyi öğrenmesi psikolojik destek sürecinde hedeflenen belli başlı öğelerdir.
Anoreksiya ve Bulimiya Nervoza tedavisi bir ekip çalışması gerektirir. Psikolojik desteğin yanısıra bir hekim tarafından kişinin sağlık kontrolünün yapılması anoreksiya ve bulimiya nervozanın tedavi sürecinde çok önemlidir. Sıkı diyet, yiyip kusma, diuretik veya laksatif ilaç kullanımın vücutta yarattığı hasarın derecesini öğrenmek ve bu hasarı gidermek için uygun tedavinin hekim tarafından belirlenmesi gerekir. Aynı zamanda bir psikiyatri uzmanı tarafından belirlenecek olan antidepressant da kişiye tedavi süresince destek sağlayacaktır.
Beslenme uzmanı da bu tedavi ekibinin bir parçası olmalıdır. Kişinin beslenme programını düzenlemesi, kişiye uygun diyetin yazılması ve sağlıklı yeme konusunda kişinin bilinçlendirilmesi beslenme uzmanı desteği ile sağlanmalıdır.
Aile desteği de bu süreçte çok önemlidir. Çocuklarını yemek yemeleri için zorlamamaları, psikolojik tedavi sürecine katkıda bulunmaları ve çocuklarına yeterli derecede ilgi göstermeleri, sevildiklerini ve güvende olduklarını hissettirmeleri oldukça önemlidir. Eleştirici değil destekleyici davranmaları gereklidir.
Uzm.Danışman Psikolog
Feyza Bayraktar
ˆ Sayfa Başına Git |